‎‎ ‎‎ ‎ÖĞRETMEN SINIFI - Eğitim Sorununa Köklü Çözüm Önerisi ‎ ‎ ‎‎ ‎‎ ‎‎ ‎‎ ‎‎ ‎ ‎‎


Dünyaya, İnsanlara, Olaylara

MAVİ PENCERE

Necdet Ersoy

‎‎

Eğitim Sorununa Köklü Çözüm Önerisi
‎ ÖĞRETMEN SINIFI

‎ ‎
‎ Eğitim uzmanları, eğitimde etken olan faktörleri sayarken, kalıtımın %50, öğretmen kalitesinin ise %30 oranında öne çıktığını; akıllı tahta, tablet gibi teknik donanımların rolünün ise %1 olduğunu ifade ‎etmekte, geri kalan %19 luk bölümün de 25 değişik faktörden ‎oluştuğunu belirtmektedirler.
Bu gerçeğe rağmen eğitimle ilgili ‎tedbirler düşünülürken öğretmen faktörü gözardı edilmekte, belki de ‎kolaycılığa kaçılarak, ya %1 i oluşturan teknik donanıma öncelik ‎verilmekte ya da hiç de etkin olmayan diğer etkenler üzerinde ‎tartışılıp zaman ve enerji yitirilmektedir. Oysa değiştiremeyeceğimiz ‎kalıtımsal şartları bir yana bırakırsak %30 luk en büyük oranı ‎oluşturan öğretmen kalitesi ele alınarak, bu konuda neler ‎yapılabileceği tartışılabilir. Çalışmalar öğretmen kalitesi ve ‎öğretmenlik mesleği üzerinde yoğunlaştırılabilir. Bugün öğretmenlik
- Hiç değilse öğretmen olsun !
sözünde ‎ifadesini bulan çaresizlikten edinilen bir meslek haline ‎gelmiştir. Öğretmenlerimiz yeterli donanımdan yoksun, eğitimsiz ve ‎çaresizce, kuralar çekilerek okullara gelişi güzel serpiştirilmektedir. ‎Bu durumun mutlaka değiştirilmesi gerekir ve bunun için köklü ‎tedbirlere başvurulmalıdır.

ÖNERİMİZ ŞUDUR:‎

Öğretmenlik sıradan bir meslek olmadığına göre, toplumumuzda ayrı ‎bir "SINIF" olarak ele alınmalıdır. Öğretmen ‎Sınıfı adında bir meslek sınıfı yaratılmalıdır.
Bunun için: ‎‎
    ‎ ‎
  • Önce yasal zemin hazırlanmalıdır.‎ ‎
  • En parlak ve başarılı öğrenciler öğretmenliğe özendirilmelidir. ‎ ‎
  • Bir öğrenci bilmeli ki öğretmen olduğunda en iyi ücreti alacak ve ‎maddi zorluklarla karşılaşmayacaktır. ‎ ‎
  • Öğretmenler askerlikten muaf olmalı ‎ ‎
  • Ülkenin her köşesinde mesleklerini rahatça sürdürebilecekleri ‎fiziksel şartlarla buluşabilmeli, ‎ ‎
  • Kamu araç ve imkanlarından ayrıcalıklı olarak yarandırılmalıdır. ‎ ‎
  • Bir öğretmen valiye kaymakama değil bulunduğu yerin ‎başöğretmenine karşı sorumlu olmalı ve sadece ona hesap vermelidir. ‎Öğretmenler sadece öğretmenlik mesleğinden eğitim müfettişlerince ‎denetlenmelidir. ‎ ‎
  • Akıl ve bilim tek rehberleri olmalı bağnazlığa asla düşmemelidir. ‎‎
  • Mesleki konuda yargılanacaklarında hukukçular yanında ‎öğretmenlerin de bulunduğu mahkemeler görev yapmalıdır. ‎ ‎
  • Öğretmen çocuklarına öğretmenlik mesleği için öncelik tanınmalı, ‎böylece atadan babadan öğretmen olan ailelerin oluşması ‎sağlanmalıdır.
‎ Diğer taraftan öğretmen olacak gençlerin fiziksel görünüşleri çok ‎önemlidir. Öğrencilerin güzel ve yakışıklı öğretmenlerden daha çok ‎etkilendikleri gerçeği göz önünde tutulmalıdır. Böylece oluşacak ‎‎ Öğretmen Sınıfı toplumda ‎ayrıcalıklı, saygın ve özenilen bir eğitim ordusu olarak toplumun ‎kaderini etkileyecek topluma yön verecektir. Zaman içinde bu sınıf ‎kendi öğretmenlerini, yüksek öğretmenlerini, üniversite hocalarını ‎yetiştirecektir. ‎ ‎ Öğretmen Sınıfı mensupları ‎yaz tatillerinin önemli bir bölümünde sürekli eğitime tabi tutulmalı en ‎yeni gelişmeleri izlemeli, sürekli olarak yeni bilgilerle donatılmalıdır. ‎Bu meslek sınıfının, sağlanan ayrıcalıklar yanında bazı kısıtlamalara ‎da tabi OLMASI zorunludur. Eğitim hayatında fazla mesai, ilave ‎ders ücreti, ek ücret gibi konular asla olmamalıdır. Bu meslek bir nevi askerlik gibi görülmelidir. ‎Öğretmenler siyaset yapamamalı, milletvekili, bakan, müsteşar ‎olamamalı, öğretmen tayinlerini, terfilerini yine öğretmen amirler ‎yapmalı siyasi erk bu meslek sınıfına asla işlememelidir.
‎ Öğretmenler bu mesleği seçtikten sonra bu meslekten ayrılamamalı ‎hayatlarının hiçbir döneminde ticaret yapamamalıdır.
‎ Büyük bir araştırma veya doktora tezi olabilecek bu konuda kısa bir ‎yazının hacmi içinde ileri sürdüğümüz fikirler bir ‎ÜTOPYAgibi görülebilir. Öneriler havada uçuşuyor gibi gelebilir. ‎İmtiyazsız sınıfsız bir toplum hedeflemişken oldukça imtiyazlı bir ‎sınıf mı yaratacağız diyenler olacaktır. Ama eğitim durumumuz artık ‎böyle gelmiş asla böyle gidemez haldedir. 2012 ‎ders yılında 30 üniversitemizde talep yokluğundan fizik bölümlerinin ‎kapatıldığı haberi kimsenin dikkatini çekmeden uçuşup gitmiştir. ‎‎ Matbaanın geç gelmiş olmasından duyduğumuz acıya benzer ‎bir acıyı, uzun yıllar sonra, kapanan fizik bölümleri için hissedeceğiz. ‎‎. İlerlemiş ülkeler durup bizi beklemedikleri gibi arayı sürekli ‎açmakta ve bizim onlara yetişmemiz imkansızlaşmaktadır.
‎ Başka ülkelerde benzerlerinin olup olmadığına bakmaksızın böyle bir ‎projeyi başlatmalıyız. Bu konuda
    ‎ ‎
  • Yetkin hukukçularımız hukukî bir altyapıyı hazırlarken, ‎ ‎
  • Eğitim uzmanlarımız, üniversitelerimiz el ele vererek konuyu ‎detaylarıyla incelemeli, programlar hazırlamalı,‎ ‎
  • Konuyu kamuoyu ile paylaşarak halkın desteği sağlanmalı, ‎‎
  • Siyasetçileri ikna etmek için yoğun ve ısrarlı çalışmalar ‎yürütülmelidir. ‎ ‎
  • Diğer yandan ekonomistler ve maliyeciler kaynak sorununu ‎çözmeli, ülke imkanlarından eğitim için ne gerekiyorsa ayrılmalı, ‎geriye kalan savunma, sağlık, ulaştırma v. s. için harcanmalıdır.
‎ Bizim makul bir hızla ilerlemeye değil ‎sıçramaya ihtiyacımız vardır. Bu sıçramayı alışılmış ‎yöntemlerle yapamıyacağımıza göre, mutlaka sıra dışı fikirlere ve ‎çılgın projelere ihtiyacımız vardır. Bu konularda yetişmiş bütün ‎insanlarımız kolları sıvasın. Bu eğitim sorunumuza artık akıllı ‎tahtadan, tabletten daha akıllı bir çözüm bulalım. ‎ ‎
‎ ‎

MaviPencere Başsayfa


3Sutun Başsayfa