3SUTUN Hümanizme açılan küçük bir pencere
 
.

HOMO SUM,
NIHIL A ME ALIENUM PUTO (Ben insanım, insanî olan hiçbir   şey ilgimin dışında kalmaz)
                  Terence

.


MAVİ PENCERE
Dünyaya              
Olaylara     
  İnsanlara
Necdet Ersoy

GÖZLEM EVİ
Baktığını görmek
Bakmadan da
Görmek
Nihat Al

ARKA BAHÇE "Görevdışı" çalışmalarımdan yansıyanlar
Necdet Kesmez
IŞIKLI YOL

Aydınlığa              
Mutluluğa      Özgürlüğe

Engin Bellisan

.

YARARLAR

ALINTILIK
Gündem olmuş Söylevler, Bildiriler, Yazılar v.b.
BELGELİK
3sutun'da yer alan konularla ilgili kayıtlar, belgeler
YARENLİK
İnsan, yaşam, toplum ve her şey hakkında
OKUMALIK
Eski ve Yeni Şairlerden
Üçer Şiir
BAKMALIK
3sutun'un diğer bölümlerinde yer alan resimler
GEZİNMELİK
Hümanist Kültür bağlamında ilginç, yararlı
Web siteleri
Bilgi

3sutun HAKKINDA

SİZDEN BİZE

aydinlanma
Aydınlanma, insanın bizzat kendi oldurduğu vesayet durumundan kurtulmasıdır.
Vesayet ise insanın bir başkasının yönlendirmesi olmadan kendi zekâsını kullanma yetersizliği demektir.
Diğr taraftan, vesayet bir insanın zekâsı olmamasından değil de zekâsını bir başkasının yönlendirmesi olmadan kullanmak için gereken azim ve cesareti gösterememesinden kaynaklandığı takdirde sorumlu, insanın bizzat kendisidir.
Öyleyse Sapere aude! Cesur ol ve kendi aklını kullan.
İşte aydınlanmanın genel kuralı budur.

Immanuel Kant

Bu sözler Immanuel Kant'ın Aydınlanma Nedir başlıklı makalesinden alınmıştır. Bu makalenin Türkçe ve İngilizce metni için lütfen burayı tıklayınız "Aydınlanma" hakında başka bir makale için lütfen için de burayı tıklayınız

İnsan, iyiye, güzele ve doğruya tek başına erişemez. Zira bir başına kalmış bir insanın gücü yetersiz, bilgisi sınırlı, ömrü kısadır.
İyinin, güzelin ve doğrunun yolunda yapılacak sayısız işleri başarabilmek için; birbirini seven insanlar, bilgi ve deneyimlerini birleştirerek, kuşaktan kuşağa aktarırlarsa. geçmişi ve geleceği ile insanlığı bölünmez bir bütün haline getirirler.

MERİHLİYE SESLENİŞ : FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Merihli misin,
Vatanın hangi yıldız?
Vatan mı ne demek, vatan vatan,
Yaşadığımız şey.
İster misin anlatayım, vaktime inen dost,
işte dünyamız.

Bu zengin, bu fakir,
Bu orospu, bu hırsız.
Böylece yitirdik kendimizi;
Yirminci, belki de kırkıncı bulduk,
Siz hangi zamandasınız?

Gelme gelme üstüme
Neler saklar bilmezsin bu el, bu ağız;
Çirkin,
Hayırsız!

Savaşlarınız var mı sizin
Sizde de dağların ardı düz mü?
Okur musunuz, yazar mısınız?
Sever misiniz, ağlar misiniz?
Anası göçünce çocuğun,
Öksüz mü?

Sizde de atom parçalandı mı çağardan,
Doğumlar nasıl, ikiz mi, hayretlerde, üçüz mü?
Herkes herkes,
Bütün şarkılara rağmen,
Kendi sessizliğinde türküsüz mü?

Gelme gelme üstüme,
Yüzüm öylesine aldatan bir yüz mü?
Uçmuştu kanlı çarmıhından,
İsa’yı gördünüz mü?

Kötüyüm ama çok yalnızım çok,
Kara toprak babamı, kızımı alıp gider.
Sihirlerle, büyülerle aramışım ölümün sırrını,
Bir boşlukla ağrımışım
Sormuşum göklere peygamberlerce,
Gelmemiş sonumdan bir haber.

Atmosferler içinde hapsedilmişim,
Yaşamak sevinciyle uyutulmuyor keder.
Sizler ne yaptınız,
Tanrınız var mı, buldunuz mu ötesini varlığın,
De dursun alnımı yakan düşünceler

Gelme gelme üstüme,
Bir şifa vermeyecekse eğer.
Seninle bir daha büyür şüphem ve kovulmuşluğum,
Dehşetle kudururuz beraber.

Evet, bir yılda dört mevsimim var,
Yazım masmavidir, bembeyaz olur kışım.
Böbürlenirim, yalan söylerim hep,
Korkarım bazı.
Akşama kadar içim kan ağlar,
Heykelcesine durur dışım.

Şöyle bir rahatım da olmaz ekmek meselesinden,
Ömrün sonunadek bitmez tükenmez yanlışım.
Doğruluğum kavaklara benzer rüzgarlarda,
Şehirlerim genişledikçe, soluğum daralır,
Kuvvetler önünde yükselir devirlerce alkışım.

Gelme gelme üstüme,
Sevgiyle parlasa da bakışım;
Yer ve gök karanlık
Gelme gelme üstüme, acıkmışım.

Duraklatmak için üstüne geliniz. Tekrar okumak için ise üstünde tıklayınız
Şiirin tam metni ve Dağlarca'nın diğer birkaç şiiri için burayı tıklayınız